Pazar

"THE İMAM" RÖPORTAJI

Barda şarap bardağında vişne suyu içerek saklandım


Ayda KAYAR / Pazar

İmam hatiplilerin dini yasaklar ve hayat arasında yaşadığı ikilemi, sosyal dışlanmayı anlatan ‘t.h.e imam’ filmi, çekimleri başlar başlamaz gündeme oturdu.

Ömer Lütfi Mete’nin senaryosunu yazdığı, İsmail Güneş’in yönettiği film, anne babasının tercihiyle imam hatip lisesine giden, ancak daha sonra bu kimliğini saklama ihtiyacını duyan Emrullah’ın yaşadıklarını anlatıyor. Onu en çok yaralayan lise yıllarında, özellikle kız arkadaşlarının kendisiyle ‘ölü yıkayıcısı’ diye alay etmesi. ‘Toplumdan saklanmak zorunda kalıyorlar. İmam hatipli değilim ama ben de bir süre saklandım’ diyen İsmail Güneş’le Malatya’daki film setinde buluştuk.

Bu filmin çekilmesine nasıl karar verildi?

- Mustafa Cihat Kılınç ve Eşref Ziya’nın (aynı zamanda başrol oyuncusu) projesiydi. Senaryoyu Ömer Lütfi Mete yazdı. Öğretmenler ve imam hatipliler Türkiye’nin iki önemli meselesi. Bu nedenle filmi çekmek istedim. Geçmişte, üniversitelerde en düşük puanı alanlar öğretmen olabiliyordu. Yani en zeki çocukları en düşük puan seviyesindeki kişilere emanet ediyorduk. İmam hatiplere gidenler ise fakir fukara çocukları. İmamlık, Türk sinemasında Vurun Kahpeye filminden bu yana geri kafalılık, yobazlık gibi gösteriliyor. Filmleri izleyen çocuklar daha sonra ailelerince bu okullarda okumaya zorlanıyor. Arkadaşları ‘ölü yıkayıcı’ diye dalga geçiyor. Toplumda saklanmak zorunda kalıyorlar. Filmimizin kahramanı da bunları yaşıyor. Ben de uzun süre saklanmak ihtiyacı yaşamıştım.

Neden saklandınız?

- Türkiye’de ticari sinemayı dahi merkezin solundakiler yaptı. Kendilerinden olmayanı içlerine almadılar. 1980 öncesinde sendikaya üye olmayanları çalıştırmıyorlardı. Üye olmak istiyordum yapmıyorlardı. Kendimi kabul ettirmek için farklı görünmek zorunda kaldım. Daha sonra konuşarak sorunu aştım. Birbirimizi tanımadığımız için birbirimize saldırıyoruz. İmam hatipliler gelecek, bir gün Türkiye’nin düzenini değiştirecekler korkusu olmasa, bunları yaşamayız.

Siz kendinizi siyasi olarak nasıl tanımlıyorsunuz?

- Ülkücü dünya görüşünden gelsem de bir çoğuna benzemem. Hep muhaliftim. Ülkücü kavramına bağlı kalmaya çalıştım. Ülkücü, idealist, çalışkan, yenilik yapan, çağı geliştiren insandır. Muhafazakar değildir. Bu ülkenin sınırları içinde yaşayan ve kendini vatandaş sayan herkesi içeren bir milliyetçilikten yanayım.

İmam hatiplilere nasıl yaklaşıyorsunuz?

-Çocuk bir derste Darwin’i, diğer derste yaradılış teorisini öğreniyor. Bluğ çağına geldiğinde arkadaşları gibi kızlarla gezemiyor. Yasaklarla hayat arasında sıkışıyor, içindeki özgürlük bir at gibi kişniyor. Bu ikilemi anlıyorum, çünkü ben de barda şarap bardağında vişne suyu istemek zorunda kaldım.

Neden?

- İşte bu saklanmaktır. Çok meşhur bir oyuncu görünce ‘Bir daha bana bunun gerici olduğunu söyleyenin’ diye küfür etmişti. Yani, ilericiliğin ölçüsü bara gitmek...

Sizin için İslamcı sinemacı denmesi buradan mı geliyor?

- Dindarım, ama bu yanlış bir tanımlama.

Bu filmde kime ne mesaj vermek istiyorsunuz?

- Birinci hedefim, teknik değeri yüksek, iyi film yapmak. Tabii ki bazılarının karşı çıkacağı şeyler olabilir. İzleyicinin filmden kafasında sorularla ayrılmasını istiyorum. Amacım imam hatiplilerin de insan olduğunu, askere alındıklarını, vergi ödettirildiğini ama zenci muamelesine uğradıklarını göstermek.

Yine de bir imam hatipli bu ülkede başbakan olabiliyor ama.

- Onlar derin devletin isteğiyle gelmedi ki!

İMAM HATİPLİ DEĞİLİM AMA SİYAH TÜRKÜM

Hayır, mesela ben imam hatipli değilim ama siyah Türk’üm. Böyle hissettiriyorlar. Siyah olarak da başarılı olacağıma inanıyorum. Maalesef kabul yerleri beyazların elinde. Gülün Bittiği Yer’i onlardan biri yapsaydı, ortalık ayağa kalkardı. Bana ‘Takıyye yapıyor’ dediler.

12 EYLÜL FİLMİ ÇEKMİŞTİ SIRADA TÖRE FİLMİ VAR

Yönetmen İsmail Güneş, 1961 Samsun doğumlu. Öğretmen Okulu’nun ardından Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi’ne devam etmiş. Sinemaya Natuk Baytan’ın yanında reji asistanlığıyla başladı. Ömer Lütfi Mete’yle senaryosunu yazdığı ve 1999’da çektiği ‘Gülün Bittiği Yer’ filmiyle tartışma yarattı. 12 Eylül dönemini anlattığı, işkence ve şiddeti ele alan film sansür kuruluna takıldı. Yasak kaldırıldıktan sonra da sinema salonlarında bir türlü yer bulamadı. Filmin CD’si 15 bin sattı. Şiddete dikkat çektiği filmi üçleme olarak düşünen Güneş, ‘t.h.e imam’dan sonra toplumun bireye şiddetini anlatan ‘Sözün Bittiği Yer’i ve ailenin bireye şiddetini anlatan ‘Ateşin Düştüğü Yer’i çekmeye hazırlanıyor. Senaryosunu Ömer Lütfi Mete ile birlikte yazdığı bu filmlerden Ateşin Düştüğü Yer, töre cinayetlerini anlatacak.

MOTOSİKLETLİ İMAM KENDİNİ ARIYOR

t.h.e imam filminin baş kahramanı, imam hatip lisesi mezunu Emrullah Hacıoğlu. Ergenlik yıllarında kızlar ‘ölü yıkayıcı’ diye alay edince kimliğini saklamaya başlıyor, adını Emre Tarhan olarak değiştiriyor. Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra İngiltere’de master yapıp, İstanbul’da iş kuruyor. Ortağı bile onun imam hatipli olduğunu bilmiyor. Emre artık zengin. Evi, cipi, bir de yalnızlığına ortak olan özel yapım chopper motosikleti var. Bir gün lise arkadaşı Mehmet’le karşılaşıp, kanser olduğunu öğreniyor. Mehmet, tedavisi nedeniyle imamlık yaptığı köyde ramazan ayında hizmet veremeyeceği için çok üzgün. Sonunda Emre, motosikletine atlayıp arkadaşının köyüne imamlık yapmaya gidiyor. Film, Mehmet’in kendisiyle yüzleşmesi, köyde yaşananlar ile devam ediyor. Filmin adındaki ‘t.h.e’ ise kahramanları Tarık, Hacı Feyzullah ve Emre’nin baş harflerinden oluşuyor.

ESAS OĞLAN DA İMAM HATİPLİ

Filmin prodüktörlerinden ve başrol oyuncularından Eşref Ziya (yukarıda motosikletli), imam hatip mezunu. İlahiyat Fakültesi’ni bitirmiş. Üniversite ikinci sınıftayken, gitarla iyice içli dışlı olup besteler yapmaya başlamış. Şimdi, konserler veren ve 15’e yakın albümde imzası olan bir sanatçı. Canlandırdığı Emre karakteriyle kendi yaşamının pek fazla örtüşmediğini söylüyor. O kendini gizlemek zorunda kalmamış. Emre’yle tek ortak yanlarının, hızlı yaşamak zorunluluğu olduğunu söylüyor.

ALLAHIM YARABBİM GOL

Malatya Darende’de Başdirek (Palanga) Köyü’ndeyiz. Film ekibi hummalı bir çalışmadan sonra ara veriyor ve yemek yeniliyor. Gece çekilecek sahne için hazırlıklar yapılırken, ekiple birlikte Trabzonspor-Anorthossis maçını izliyoruz. Ekipte başta Ekmek Teknesi dizisinden tanıdığımız, Hacı Feyzullah rolündeki Ahmet Yenilmez olmak üzere birkaç fanatik Trabzonlu var. Arada bir hakeme kızıyorlar. Filmin esas oğlanı Eşref Ziya, gerginliğe bakıyor ve şöyle diyor: ‘Bu maç kazanılmazsa, bu film bitmez. Allahım, yarabbim, gol.’ Dua tutuyor, Trabzon maçı kazanıyor. Ama elendiği için suratlar asık şekilde çekime dönüyorlar.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Gerçekten güzel bir film olacağa benziyor. Oyuncu kadrosu da iyi gibi. Web sitesinde biraz bilgiler vardı. www.the-imam.com

HİÇ dedi ki...

İNŞALLAH BU FİLMİN ÇEKİMİ YAPILIRKEN HİÇ BİR ŞEKİLDE HARAM İŞLENMEZ.

mustafakarnas dedi ki...

Yine başa döndük. Geçen yıl yerli filmlerin gişe problemleri ile ilgili bazı görüşlerim olmuştu. Anlaşılan ders çıkaran yok. Bu yıl da çekilen yerli filmlerin hemen hepsi batak zarar den filmler olacak. Hiç bir parasını kurtaramayacak.
Şu anda gündemde ALTIOKLAR'ın BANYO filmi olduğu için yorum ona. Bu tarz öyküler, nasıl çeklisese çekilsin ölümüne batak işlerdir. Yazık paralar çöoe gitti.
Bu film ilk çü günde 18 bin seyirci toplamda da yaklaşık 95 bin seyirci alır. Bu gelir onları kurtarıyorsa ne ala.
Ben bunları tarihe not düşmek için yazıyorum.
Yapımcılar-Yönetmenler hala Türk sinems filmi seyircilerinin beklentilerinin farkında değilller.

Adsız dedi ki...

Ben Ergin GÜNAY olarak İsmail GÜNEŞ ve filmleri hakkında tek düşüncem maddi kazanç kaygısı olmadan sadece özgün ve benzersiz eserler ortaya koymaya çalışan ve sadece sırf bu amaç için uğraşan Türk sinema tarihine adı ALTIN HARFLERLE yazılabilecek ender yönetmenlerindendir...Başarılarının devamını diliyorum

mustafakarnas dedi ki...

BANYO FİLMİ İÇİN BİR GİŞE TAHMİNİ YAPMIŞTIM. YAKLAŞIK 95 BİN KİŞİ DEMİŞTİM.BANYO YAKLAŞIK 110 BİN KİŞİ GİŞE YAPTI. ACABA NASIL OLDU DA BÖYLE İSABETLİ TAHMİN YAPTIM. EMİNİM MUSTAFA ALTIOKLAR BİLE KENDİ FİLMİ İÇİN BÖYLE İSABETLİ BİR TAHMİN YAPMAMIŞTIR. DİĞER YERLİ FİLMLER İÇİN DE TAHMİNLERİM OLACAK YAKINDA. ACABA HANGİ FİLMİN NE KADAR GİŞE YAPACAĞINI, NASIL BİLİYORUM ?

cc Infopage dedi ki...

Hello,
I visited your"google group
"-Blog.
As I created about 30,000 Infopages about all kind if subjects, I know how difficult it is to keep all this stuff updated and to find all the information you need.
Should you need more info, I invite you to visit cc Infopage, you might find there some information that will interest you.
I wish you all the good luck I can, keep the good work going!
Kind regards,
Jos
cc Infopage

mustafakarnas dedi ki...

Gelelim bir başka filmin gişe tahminine. THE İMAM . Mükemmel bir öykü konsepti, eğer bu konsept PELİKAN SENDROMUNA yakalanmamış olsaydı böyle bir konseptin Türkiye gibi bir yerde 3 Milyon bilet gişe yapma şanşı vardı. Ama Pelikan senadromu, İsmail Güneş, oyuncu kadrosu, hedef kitle sapması, yani hedef kitlenin sinema seyircisi olmaması, İmam figürünün sosyal konumladırmada önemsiz bir yeri olması film 110 kopya ile vizyona girmesine rağmen filmin ilk üç gün kopya başına ortalama 180 kişi alarak, üç günlük gişesinin 22 bin civatrinda olacağını düşünüyorum, toplamda da 130 bin civarinda gişe alabilecek bir film. İyi konsept ama kötü bir hedef k,tle sapması ve pelikan sendromu böyle bir filmi gişede başarıısız yapacaktır. BİR BİLEN SÖYLEDİ.

mustafakarnas dedi ki...

NE DEMİŞTİK. İLK ÜÇ GÜN GİŞESİ YAKLAŞIK 22 BİN OLUR DİYE. THE İMAM İLK ÜÇ GÜNDE NE ALMIŞ 28 BİN. NE KADAR İSABETLİ BİR TAHMİN DEĞİL Mİ ? NEREDEN BİLİYORUM BÜTÜN BUNLARI CABA. TÜM YERLİ FİLMLER İÇİN GİŞE TAHMİNİ YAPACAĞIM. BİR BİLEN.
İLETİŞİM İÇİN: 0537 413 62 04 mustafakarnas@yahoo.com

mustafakarnas dedi ki...

Yeni BİR FİLİM. YENİ BİR TAHMİN. KADİR İNANIR'LI SİNEMA BİR MUCİZEDİR. ARTIK HÜKMÜ OLMAYAN ESKİ BİR HİKAYE. AMA YİNE DE 300 BİN GİŞE ŞANSI VAR.
İLK ÜÇ GÜN 50 BİN TOPLAMDA 300 BİN YAKLAŞIK BU CİVARDA SEYİRCİ ALIR.