Cuma

"SENARİSTE VERİLEN DEĞER"

2005'in soğuk karlı kış günleri yerini lodosun ılık esintisine bırakmıştı. Y.T. Ekibi, ikinci sınıf televizyon kanallarından birine yazmış olduğu bir üçüncü sınıf TV filmini daha yapımcı firmaya yaklaşık bir ay önce teslim etmişti. Üçüncü sınıf TV filmi ise yaklaşık iki hafta önce bir perşembe akşamı yayınlanmış, tekrarı da pazar günü gösterilmişti. Dördüncü sınıf bir yönetmenin sürekli garip değişiklik taleplerini geri çevirememiş olan ekip, ancak altıncı versiyondan sonra senaryoyu kabul ettirebilmişti. Bu sırada n dakika olan film önce 1.5xn dakikaya dönüştürülmüş, daha sonra tekrar n dakikaya geri çevrilmişti.

Elbette ki Y.T. Ekibi tüm bu değişiklikleri "aman ilişkimiz bozulmasın" gibi saçma sapan ve bu sektör için pek de anlam taşımayan bir düşünce tarzıyla bedelsiz yapmıştı.

O güne kadar al gülüm ver gülüm şeklinde süregelen senarist-yapımcı-yönetmen üçgen ilişkisi, bir sonraki üçüncü sınıf TV filmi için ekibin çok beğenerek verdiği senaryonun beğenilmemesi ile önce 90 derece, kısa bir süre içinde de 180 derece dönüverdi. Arada 135 ve 150 derece kademeleri de geçildi.

Y.T. Ekibi bu beğenilmemiş senaryo üzerinde yönetmenin istediği ve kendilerince kibarca "saçma", açık yürekli olmak gerekirse "deli saçması" diye nitelendirilebilecek değişiklikleri yapmayı reddetti ve "senaryonun bu hali güzeldir" diyerek teslim etti. Aslında yönetmen "ben size bunları öneriyorum, ama yapmak zorunda değilsiniz, size doğru geleni yapın" diyerek kendilerine bir açık kapı bırakmıştı.

Elbette ki o teslim anından itibaren artık ne ikinci sınıf televizyon kanalı ne de dördüncü sınıf yönetmen tarafından bir daha aranmadılar. Zaten aranıp hal hatır sorulmasını beklemiyorlardı, ancak verilen işin kabul edilip edilmediğini öğrenmeye de hakları olduğunu düşünüyorlardı, safça.

Senaryonun beğenilmediğini ve çekilmeyeceğini öğrenmek için Y.T. Ekibi'nin bu kişileri defalarca araması, ve genellikle açılmayan telefonun bir ara açılacağının tutması gerekiyordu.

Şansları varmış ki, bir gün öyle de oldu.

Hikayenin bundan sonraki bölümü ise, haftalar önce yayınlanmış olan bölümün parasının tahsil edilmesi gibi, hayli gurur kırıcı bir hal aldı. Herkesin tahmin edebileceği gibi televizyon kanalı, asla Y.T. Ekibi'ni arayıp borcunu ödemek gibi bir girişimde bulunmadı. Ancak ekibin bir sanatçı kişiliğine pek de uyuşmayan ısrarcı tavrı sonucunda, zaten piyasa ederinin yaklaşık beşte birine yaptırdıkları işin ödemesini iki hafta daha sonra yapmayı kabul ve beyan ettiler.

FLASH BACK

Yeni evlenen bir çift mobilyacılar çarşısında gezmiş ve salon, yemek takımı almışlardı. Ancak bu mobilyaların belli bir tarihte teslim edilmesi gerekiyordu, malum yeni evli çift, portakal sandıkları üzerinde oturarak yaşayamazdı. Tabii ki, emniyetli olsun diye gereken tarihten 15 gün öncesine sipariş verildi. Ancak mobilyacılar mobilyaları 15 gün öncesine, 12 gün öncesine, 8 gün öncesine ve 3 gün öncesine yetiştiremediler. Yeni evli çift çok zor durumdaydı. 2 gün kala mobilyalar geldi, onca koşturmacanın arasında, verdikleri siparişten bambaşka gelen eşyaları geri gönderdiler. Haliyle de çok sinirlendiler.

Neyse efendim, parça parça gelen mobilyalar asla istedikleri gibi çıkmadı. Ama sonuçta bunun bir de ödeme kısmı vardı. Bu yüzden yeni evli erkek, borcu olan miktarı önce ödemedi, 5 gün sonra ödeyeceğini söyledi. 5 gün sonra, İkitelli'deki mobilyacısına "Mecidiyeköydeki ofisime gel, ödeyeyim" dedi. Adam oraya kadar gelince de borcunun beşte birini ödedi, gerisini bir hafta sonra verebileceğini söyledi, ve böyle böyle bir zaman diliminde intikamını almış oldu. Mobilyacı ona kötü hizmet ettiği için bu şekilde ona "köpek muamelesi" yapmaya hakkı vardı.

FLASH BACK SONU

O güne kadar ödemelerini hep banka havalesi olarak alan Y.T. Ekibi, bu son filmin ödemesini almak için cehennemin dibi gibi bir uzaklıktaki televizyon kanalına çağırıldılar. Ayrıca bu ödemeyi almak için "falanca televizyon kanalına filanca filmi yazdım ve bundan ötürü hiçbir hak talep etmediğim gibi, kanalın çeşitli yollarla uğrayacağı zararın tarafımdan karşılanacağı, hatta televizyon kanalı uygun gördüğünde pozisyon alıp arkamı dönebileceğim..." şeklinde uzayıp giden bir metnin noter tasdikli olarak getirilmesi talep edildi.

Y.T. Ekibi o güne kadar, örneğimizdeki mobilyacının yaptığı hiçbir şeyi yapmamıştı. İşlerini hep gününde teslim etmiş, son olaylı senaryoda dahi dördüncü sınıf yönetmenin istediklerini yapamadıkları için bin defa özür dilemişti. O halde neden böyle bir muamele ile karşılaşıyorlardı?

Y.T. Ekibi kendisini sanatçı sanıyordu, böyle ucuz taktiklerden anlamıyordu.

Ekip, istenilen günde televizyon kanalını aradı ve ödemenin yapılabileceğini karşı taraftan teyid ettirdikten sonra cehennemin dibine gitti. Ancak burada kendilerine ofis-boy muamelesi yapıldı, odaya filan alınmadılar, üstelik paraları da verilmedi, oysa sadece bunun için gitmişlerdi oraya. "Bankaya parayı yatırıyoruz bakın, cep telefonunuza mesaj gelecek, ha geldi mi, tamam şimdi siz parayı aldığınıza dair belgeyi imzalayın" şeklinde sözlerle oradan sepetlendiler.

Ancak ikinci sınıf televizyon kanalı bu kadarla kalmamış, söyledikleri miktardan daha az bir parayı yatırmışlardı. "Ah kusura bakmayın şu anda nakitimiz yokmuş" dediler.

Bütün bunlar mobilyacı-yeni evli çift hikayesini bizlere anımsattı, paylaşmak istedik. Ama Y.T. Ekibinin, mobilyacı ile özdeşleştirilemeyeceği gibi, ikinci sınıf televizyon kanalının da saf ve temiz yeni evli çift ile özdeşleştirilmesi imkansızdı.

Bütün bu yaşananlar için "öyle yapmamalıydınız, kendinizi böyle korumalıydınız" şeklinde öneriler getirilebilir. Çoğu doğru öneriler olacaktır. "Beğenmiyorsanız neden yazdınız" da denilebilir. Ancak hikayenin ana fikrinin bu olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca bu hikayeyi okuyan her yüz senaristten doksan dokuzu benzer birşey yaşamıştır.

Hikayemiz, senaristlikten hiç anlamayan bir yönetmenin senaryo üzerinde ahkam kesebilmesi ve konunun sadece rating ve maddi gelir kısmıyla ilgili olması gereken televizyon kanalı yöneticisinin ilişkisi bittiği anda karşısındaki insanı başka bir canlı türü yerine koyması ile ilgili. Hikayemiz, haklarımızı koruyan bir derneğin ya da yasanın olup olmaması ile ilgili değil, bu sektörde neden böyle garip insanların var olduğu ile ilgili.

Bu yapılan sonuçta bir ticarettir, ve ticaretin hiç bir alanında karşınızdaki size zarar vermediği sürece onu ezmez, ona hakaret etmez, onu aşağılamazsınız. Bu, herşeyden önce insanlık göstergesidir, ama insanlığın çok daha ötesinde, günün birinde karşınızdakine işiniz düşebilir, bundan korkarsınız. Ya da onun çevresi tarafından adınızın kötüye çıkmasından çekinirsiniz. Bir iş için onun size yaptığı teklifi kabul etmeyebilir, onunla çalışmayabilirsiniz. Ama altı ay çalıştığınız bir firmayla artık çalışmama kararı verdiğiniz andan itibaren onu tabiri caizse eşek yerine koymazsınız.

Bu hataları yapan bir işletmenin piyasada uzun süre yaşaması mümkün olmamalı. Eğer sadece insani değerleri düşük ise, kaybetmeleri zaten doğal, ama sadece akılları kıt olduğu için yapıyorlarsa, yazık. İkisi birden geçerli ise... Diyecek hiçbir şey yok!

Bu tür bir işletmeye taşeronluk yaparak geçimini sağlamaya çalışan küçük(!) senaristlerin ise vah haline.

Düzen belli, üzen belli, üzülen belli.

Sadece paylaşmak istedim.

Sevgiler

B. Şaylan
info@yazitahtasi.tk

not: Bu kadar uzun bir yazıyı yayınlamayı düşünür müsünüz bilmem, ama hepsi sitenizde yayınlanabilir!

10 yorum:

mustafakarnas dedi ki...

Değerli Arkadaşlae, sözlerinizde son derece haklısınız.
Ama sizin de bir hatanız var. Madem şikayetçisiniz. Kimden şikayetçiseniz isimlerini verin. Ben öyle yapıyorum. Her kim elindeki kantarı doğru tutmuyorsa, altına imzamı da atarak yazıyorum. Konuşuyorum. Belki bu şekilde çok düşman kazanırsınız, ileride çıkarlarınıza zarar gelebilir ama sonuçta, bazı ahlaksız insan ve kurumların teşhir edilesine katkı sağlarsınız. Yoksa sizin gibi şkayet eden çok ama hiç biri kimden şikayet ettiğini söylemiyor. Kim bu ikinci sınıf kanal, kim bu dördüncü sınıf yönetöen. cesur olun yazın. Teşhir edilsinler. Ben çok daha azı için bile çok namussuzu teşhir ederekn altına imzanı atmaktan geri kalmadım. cesur olun kardeşlerim. cesur olun. Yoksa her zaman aldatılacaksınız, her zaman size ''İt'' muamelesi yapılacaktır.Sevgilerimle
Mustafa Karnas

murat34 dedi ki...

Sayın Mustafa Karnas,

Çürük Elma Operasyonu isimli kitabınızı okudum. Bir kitaptan çok bir film için hazırlık yaptığınızı düşünüyorum. Bence bu kitap mutlaka uzun metrajlı bir film yapılmalı. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterdim. Türkiye'de sinema endüstrisinin giderek daha büyüyeceğini düşünüyorum ama milyonlarca dolar harcandığı söylenen filmlerin senaryolarının hepsi berbat. Ya Gönül Yarasında olduğu gibi vermek istedikleri mesajı insanların kafasına vurarak veriyorlar ya da Eğreti Gelin de olduğu gibi "hadi bu film burada bitsin" diyorlar. Kitabınızın konusundan iyi bir senaryo çıkarılabilirse çok ses getireceğine inanıyorum. Bu konuda herhangi bir planınız var mı?
Cevap yazarsanız çok memnun olurum.

N.Murat NAMLI
muratnamli@yahoo.com

mustafakarnas dedi ki...

Sevgili Murat
Öncelikle kitabımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Evet şu şıralar romanlarımı senaryolaştırıyorum ya da senaryolarımı romanlaştırıyorum. Çürük Elma Operasyonu kitabımın devam kitapları da çıkacak. İkinci kitap şu anda yayına hazırlanıyor. Umarım bir haftaya kadar piyasaya çıkar. Aynı hikayenin devamı. Adı-KUZU KESİMİ OPERASYONU manyak bir kitap. Serinin üçüncü kitabını da yazıyırorum. Bu Evangelist Misyonerler konusunu gittiği yere kadar bir seri halinde yayınlamayı planlıyorum. Allah Yayınevine (Elips) zeval vermesin.
Evet ben genelde eserlerimi yazarken sinematografik bir dil kullanıyorum. Bundan amacım gereksiz betimlemeler ile okuyucuyu yormamak ve bir an evvel asıl konuya girmeleri sağlamak. Bir de yazacak o kadar çok konum var ki, kestirmeden giderek kısa ama özlü eserler yazmak.
Elbette bu konuyu film haline getirmek isterim. Eserin film hakları bende. İlgilenen olursa, eseri film senaryosu haline getirebilirim.
Diğer konulara gelince:
Evet, ben daha bir çok film proje halindeyken hiç birisinin iş yapamayacağını anlamıştım. Dün Balans ve Manevra'yı izledim. Rezil bir filmdi. Ama yine de Teoman'a teşekkür etmek gerekir. Sayesinde sinema emekçileri ekmek yemiş oldu. Adam bir milyon dolar bağlamış filme. kazanacağı para 300 bin doları geçmez 700 bin dolar zarar. Biri ona, o senaryo ile bir sinema filmi çekilemeyeceğini söylemeliydi. Üzerinde çalışılmamış, ne dediği belli olmayan, derdini anlatamayan bir film. Teoman'a ve parasına yazık olmuş. Ama filmdeki oyunculukları çok beğendim. Senaryo ve yönetim çok kötüydü.
Pardon, Anlat istanbul ve diğer bu yıl vizyona giren filmlerin tamamı batak. ÇÜNKÜ YANLIŞ HİKAYELERE film çekiyorlar.
Doğru hikayenin ne olduğunu merak ediyorlarsa bana bir sorsunlar. Ben onlara söylerim.
bende öyle konular var ki, sinema dünyasında bomba tesiri yapacak hikayeler. Ama nerede vizyon sahibi yapımcı.
Evet, Türk sinema endüstrisinin geleceği parlak. Ama bunu muhtemelen türkler değil, bu alana yakın zamanda yatırım yapacak olan Avrupalı yapımcılar yapacak. O zaman sektör ÇAKAL yapımcı cenderesinden kurtulacak. Yazar, adam gibi parasını alacak.
Son zamanlarda bir kaç yapımcı müsveddesi 90Lık Tv filmi senaryosu arıyormuş, beni buldular. Elimde 10 tane yeni orjinal doksanlık film senaryom var.
Adamların teklifi şu: Yaz getir ya da biz sunalım, seninle anlaşma yapalım(protokol) kanal para verirse sen de alırsın. Senaryona şunları koy, şunları çıkar. Düzenle falan dediler.
Ben de onlara parton patronluğunu göstersin. Boyacı küpü mü bu. beni bağlayacaksan, bana yazdıracaksan işin fiyatını koyalım ve avansı alayım dedim. tabi işlerine gelmedi. Öyle alışmışlar. Uzun zamandan beri aldığım bir prensip kararın var. Bana iş buyuran, işin parasını cebine koyup gelsin, diyorum. İşlerine gelirse. Mustafa karnas böyle çalışıyor. Yaz getir, bekle olayları bende yok. Diğer arkadaşlarından aynı şekilde davranmasını isterim. Bir ptojeyi yazmayı çocuk oyuncağı zannediyorlar. Arkadaşlar eserlerimizin değerini bilelim ve ucuz ve ücretsiz eser vermeyelim. eserlerimizden para kazanmak isteyenler riski de almalı ve daha kanala projeyi sunmadan emeklerin karşılığını ödemeli. Kanal eseri kabul etmeyince, biz de yazdığımızla kalmayalım. Riski yapımcı taşımalı, çünkü işin kaymağını o yiyor. Kimsenin bir yazara git yaz getir deme hakkı yok. İş verilen adama para da verilmeli. Yoksa yazar gider, çöp senaryolar yazar getirir bunun da kimseye faydası olmaz.
Beni ara konuşalım: 0537 413 62 04

mustafakarnas dedi ki...

Sevgili Murat
Öncelikle kitabımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Evet şu şıralar romanlarımı senaryolaştırıyorum ya da senaryolarımı romanlaştırıyorum. Çürük Elma Operasyonu kitabımın devam kitapları da çıkacak. İkinci kitap şu anda yayına hazırlanıyor. Umarım bir haftaya kadar piyasaya çıkar. Aynı hikayenin devamı. Adı-KUZU KESİMİ OPERASYONU manyak bir kitap. Serinin üçüncü kitabını da yazıyırorum. Bu Evangelist Misyonerler konusunu gittiği yere kadar bir seri halinde yayınlamayı planlıyorum. Allah Yayınevine (Elips) zeval vermesin.
Evet ben genelde eserlerimi yazarken sinematografik bir dil kullanıyorum. Bundan amacım gereksiz betimlemeler ile okuyucuyu yormamak ve bir an evvel asıl konuya girmeleri sağlamak. Bir de yazacak o kadar çok konum var ki, kestirmeden giderek kısa ama özlü eserler yazmak.
Elbette bu konuyu film haline getirmek isterim. Eserin film hakları bende. İlgilenen olursa, eseri film senaryosu haline getirebilirim.
Diğer konulara gelince:
Evet, ben daha bir çok film proje halindeyken hiç birisinin iş yapamayacağını anlamıştım. Dün Balans ve Manevra'yı izledim. Rezil bir filmdi. Ama yine de Teoman'a teşekkür etmek gerekir. Sayesinde sinema emekçileri ekmek yemiş oldu. Adam bir milyon dolar bağlamış filme. kazanacağı para 300 bin doları geçmez 700 bin dolar zarar. Biri ona, o senaryo ile bir sinema filmi çekilemeyeceğini söylemeliydi. Üzerinde çalışılmamış, ne dediği belli olmayan, derdini anlatamayan bir film. Teoman'a ve parasına yazık olmuş. Ama filmdeki oyunculukları çok beğendim. Senaryo ve yönetim çok kötüydü.
Pardon, Anlat istanbul ve diğer bu yıl vizyona giren filmlerin tamamı batak. ÇÜNKÜ YANLIŞ HİKAYELERE film çekiyorlar.
Doğru hikayenin ne olduğunu merak ediyorlarsa bana bir sorsunlar. Ben onlara söylerim.
bende öyle konular var ki, sinema dünyasında bomba tesiri yapacak hikayeler. Ama nerede vizyon sahibi yapımcı.
Evet, Türk sinema endüstrisinin geleceği parlak. Ama bunu muhtemelen türkler değil, bu alana yakın zamanda yatırım yapacak olan Avrupalı yapımcılar yapacak. O zaman sektör ÇAKAL yapımcı cenderesinden kurtulacak. Yazar, adam gibi parasını alacak.
Son zamanlarda bir kaç yapımcı müsveddesi 90Lık Tv filmi senaryosu arıyormuş, beni buldular. Elimde 10 tane yeni orjinal doksanlık film senaryom var.
Adamların teklifi şu: Yaz getir ya da biz sunalım, seninle anlaşma yapalım(protokol) kanal para verirse sen de alırsın. Senaryona şunları koy, şunları çıkar. Düzenle falan dediler.
Ben de onlara parton patronluğunu göstersin. Boyacı küpü mü bu. beni bağlayacaksan, bana yazdıracaksan işin fiyatını koyalım ve avansı alayım dedim. tabi işlerine gelmedi. Öyle alışmışlar. Uzun zamandan beri aldığım bir prensip kararın var. Bana iş buyuran, işin parasını cebine koyup gelsin, diyorum. İşlerine gelirse. Mustafa karnas böyle çalışıyor. Yaz getir, bekle olayları bende yok. Diğer arkadaşlarından aynı şekilde davranmasını isterim. Bir ptojeyi yazmayı çocuk oyuncağı zannediyorlar. Arkadaşlar eserlerimizin değerini bilelim ve ucuz ve ücretsiz eser vermeyelim. eserlerimizden para kazanmak isteyenler riski de almalı ve daha kanala projeyi sunmadan emeklerin karşılığını ödemeli. Kanal eseri kabul etmeyince, biz de yazdığımızla kalmayalım. Riski yapımcı taşımalı, çünkü işin kaymağını o yiyor. Kimsenin bir yazara git yaz getir deme hakkı yok. İş verilen adama para da verilmeli. Yoksa yazar gider, çöp senaryolar yazar getirir bunun da kimseye faydası olmaz.
Beni ara konuşalım: 0537 413 62 04

mustafakarnas dedi ki...

Senarist.tk sitesinde yayınlanan yorumlarımdan sonra, son zamanlarda benimle birlikte çalışmak isteyen (çırak olmak isteyen), senaryo yazarı olmak isteyen çok sayıda başvuru aldım. Bu arkadaşların, Sen-Der’in senaryo yazım kurslarına katılmasını beklerdim. Bilmediğim bir nedenden dolayı benimle çalışmayı arzu ettiklerini gördüm.
Hiç aklımda ya da planlarım arasında olmamasına rağmen çok sayıda başvuru sonrası isteyene kişiye özel (tek kişilik) dersler vererek, genç arkadaşlara yazarlık serüveninde bilgi ve tecrübelerimi aktarmaya karar verdim. Belki bir faydasını görürler.
Bu gönderimi sitenizde yayınlarsanız size müteşekkir olurum.
Saygılarımla:
Mustafa Karnas

Vermek istediğim dersleri, 25 ayrı başlıkta topladım. Her bölüm için bir seans vermeyi, toplam 25 seansta dersleri bitirmeyi düşünmekteyim. İlgilenen arkadaşlar var ise. Bana (mustafakarnas@yahoo.com ‘dan ya da 0537 413 62 04 nolu telefondan ulaşabilirler.)

SENARYO DERSLERİ BAŞLIKLARI


1- Seyirci profili analizi.
2- Hedef kitle tespitinde kullanılması gereken parametreler.
3- Gişe ve rating amaçlı yazılan senaryolarda olması gereken matematik ayar.
4- Günümüz seyirci profiline yönelik kahraman yaratmada kullanılması gereken parametreler.
5- Gişe ya da rating garantili öykülerin oluşturulmasında gerekli parametreler. (Öyküler ve kancaları)
6- Holywood nasıl senaryolar istiyor? Holywood senaristi olmak ister misiniz?
7- Geleceğin Türk sinemasında hangi tür öyküler gişe yapacak?
8- İyi bir öykücü ve senarist olmak için, bir yazar hangi kaynaklardan nasıl beslenmelidir.
9- Senarist, nelerden, nerelerden, nasıl ve ne zaman ilham alır ?
10- Yazarken fark yaratma teknikleri. Nasıl farklı olursunuz ?
11- Euroimaj filmleri, festival filmlerinde olması gerekenler ?
12- Çok tutacak kitapları ya da senaryoları nasıl yazarsınız ?
13- Geleceğin sinemasında beklenen kültler ve türler nelerdir ?
14- Yeni bir türü ya da size ait bir türü nasıl yaratacaksınız ?
15- Sıfır lira sermaye ile bir projeyi nasıl hayata geçirebilirsiniz ?
16- Yazarlık serüveninde sizleri bekleyen zorluklar nelerdir, bu zorluklarla nasıl baş edebilirsiniz? Dayanıklılık stratejileri ?
17- TV’lere, sinemaya projeler nasıl hazırlanır ?
18- Hangi tür öykülere yatkın olduğunuzu nasıl anlayacaksınız ?
19- Sizi süründürecek ‘’çöp’’ senaryolar ile sizi yükseltecek senaryolar arasındaki farkı nasıl anlayacaksınız ? ‘’Çöp’’ senaryolar sizi yoksullaştırır. Farklı senaryolar sizi zenginleştirir. Zamanınızı boşa harcamayın.
20- Senaryo yazımında ‘sinema dili’. Örneklerle senaryo arızaları. İyi diyalog yazımı. Yapılmaması gereken hatalar.
21- Görsel düşünme teknikleri. (Filmi kafanızda çekin).
22- Başarılı Sitkom- başarılı drama nasıl yazılır ?
23- Başarılı bir projenin olmazsa olmazları nelerdir ? İyi öykü, iyi senaryo, oyuncu seçimi, oyuncu yönetimi, kurguda büyücülük, düşük bütçe ile iyi film ?
24- Yazarlık serüveninizde çevrenizdeki ve karşılaşacağınız duygu vampirleri ile nasıl baş edeceksiniz. Sizi yazarlıktan vazgeçirmek isteyenleri, nasıl kendinizin en büyük destekçisi haline getirebilirsiniz?
25- Yapımcıyı filminize nasıl ikna edebilirsiniz? Bir yapımcının beklentileri nelerdir? Senaryolarınızı ya da öykülerinizi en yüksek fiyata nasıl satarsınız ? Yazar sadece yazdıklarına değil, kendine de yatırım yapar. Yükselen bir değer olun.

mustafakarnas dedi ki...

500 TANE STEVEN SPIELBERG ARANIYOR
BİR SİNEMA FİLMİNE 200 YTL İLE ORTAK YATIRIMCI OLUN.

YEMİNLİ MUHAFIZLAR isimli film SAHİPLERİNİ arıyor. Siz de hem bir YATIRIMCI hem de bir SİNEMACI olabilirsiniz.
Her şey KÜÇÜK ADIMLARLA başlar. İlk küçük adımlarınızı benimle atın. GELECEĞİN TÜRK SİNEMASINI birlikte inşa edelim.
BİR SİNEMA FİLMİNİ 500 ORTAK birlikte çekelim. HEM ÖMÜR BOYU alacağınız bir geliriniz olsun (FİLMİN TÜM HAKLARINDA YILLARCA PAY ALABİLİRSİNİZ). Hem de bir sinema filmi projesi içinde YAPIMCI-OYUNCU ya-da ASİSTAN olarak çalışabilirsiniz.
TÜRK SİNEMASININ EN AZ 500 YAPIMCIYA DAHA İHTİYACI VAR. Bir başlangıç yapın, Bir SİNEMA FİLMİNİN SAHİBİ OLUN. Geleceğin YAPIMCILIĞINA ilk adımı atın.
Türk sinemasında ciddi bir yapımcısı sıkıntısı çekilmektedir. Genellikle yanlış öykülere yatırım yapmış olan yapımcılar geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda büyük paralar kaybetmiştir. Yapımcılık kurumunun yerleşmemiş olması ve genelde bir çok yapımcının vizyon yetersizliği nedeni ile Türkiye’nin gündemine yerleşecek çok güçlü ve çok iyi gişe şansı olan projeler gündeme gelememektedir.
Bunun nedenleri arasında, yapımcıların projeleri objektif kriterle kullanarak değerlendirecek bir değerlendirme gurupları olmaması da vardır. Bir sinema filmi projesi için çok büyük paralar gerektiğinden zaten çok az sayıda film çekilebilmekte bunlar da genellikle aynı insanların senaryosu-yönetimi ve yapımcılığı ile yapılabilmektedir.
TÜRK SİNEMASINA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI, YENİ BİR KAN GEREKMEKTEDİR
YENİ VE GELECEĞİ OLAN BİR İŞE YATIRIM YAPIN
Benim size teklifim yatırımcı ortak olmanız. Bir sinemasever olarak bir proje içinde hem ortak hem de çalışan olmanızdır. Bu nedenle YEMİNLİ MUHAFIZLAR isimli sinema filmi projeme hem yatırımcı ortak olmanızı hem de proje içinde, OYUNCU, ya da ASİSTAN olarak yer alarak ilk sinema filminizi gerçekleştirmenizdir. Bu filmde 500’e yakın yardımcı oyuncu ihtiyacı vardır ve siz de bunlardan biri olabilirsiniz. Ayrıca, büyük ve geniş kapsamlı çekimleri olan bu filmin reji ve diğer asistanlık guruplarında 50’ye yakın asistana gereksinim duyulmaktadır.
Projenin amacı İŞE YATIRIMCI ORTAK olarak girenlerin aynı zamanda İŞİN içinde bir OYUNCU ya da ASİSTAN olarak yer almasıdır.
Bir MİSTİK-FANTASTİK-POLİTİK KURGU filmi olan YEMİNLİ MUHAFIZLAR isimli filmin YATIRIMCI ORTAKLARA açılmış olan bölümü 1.000.000 YTL ( Bir Milyon YTL) olarak tespit edilmiştir.
Filmin 1 (Bir) hissesi 200 YTL’dir. 200 YTL filmin bütçesine yatırarak filmin bir hissesine tüm hukuki evraklar düzenlenerek sahip olabilirsiniz.
Başlangıç olarak filmden hisse almak isteyenler tespit edilecek. Daha sonra bunların hukuki düzenlenmesi yapılarak, yatırım belge karşılığında tahsil edilecektir.
Bu duyurunun amacı öncelikle YATIRIMCI ORTAK olmayı isteyenlerin tespitidir.
YEMİNLİ MUHAFIZLAR isimli sinema filminin Beş Milyon dolar hasılat yapması beklenmektedir. Hem küçük bir yatırım ile büyük para kazanabilirsiniz. Hem de sinema dünyasının içinde yer alabilirsiniz.
KONUYLA İLGİLİ YAZIŞMA ADRESİ:
mustafakarnas yahoo.com
yeminlimuhafizlar.blogspot.com
GSM: 0537 413 62 04

yeminlimuhafizlar dedi ki...

DÜZELTME- RAKAM-bir sıfır eksik çıkmış
2.000 YTL 1/500 HİSSE İÇİN
DAHA FAZLA BİLGİ.
yeminlimuhafizlar.blogspot.com
mustafakarnas@yahoo.com

Adsız dedi ki...

BENCE MUSTAFA KARNAS MADDİ SIKINTILAR YÜZÜNDEN BÜYÜK psikolojik sıkıntılar İÇİNDE! Tahminimce sıkıntılarını çözebilmek için gözüne çarpan ve aklına gelen her yolu denemeye kararlı gibi görünüyor. Bir süredir kendisinin sitede yayınlanan yorumlarını okuyorum ve elde ettiğim sonuç ne yazık ki bu.

Önce Sen-der'in senaryo yazım dersleri fikrini kendisine yontup, orada yer alan bir çok ünlü ve usta isim yerine, adını ilk kez bu sitede duyduğum, hiçbir filmini izlemediğim "Mustafa Karnas'ın tercih edildiğini" kendi kaleminden yazılmış tanıtım mahiyetinde bir yazıda görüyoruz.

Peki oldu diyelim, bunu yedik, olabilir...

Hemen ardından 5 milyon dolar bütçeli filmine, ilk önce 200 ardından 2000 ytl biçiminde düzeltilmiş ortaklar aradığını görüyoruz... (Bu da şık ve Hollanda da uygulanan bir yöntemdir. Ancak devlet kanalıyla farklı bir sistemde)

Burada soru işaretleri başlıyor;

1) Sevgili Mustafa Karnas, bu 5 milyon dolar (yaklaşık 6,875,000 ytl) bütçeli filmi, hangi baba yiğit yönetmen yönetecek? Öyle ya 5 milyon dolarlık (don lastiğinin akmadığı) bu seti, kime emanet edeceğiz?
2) Bir biletten 2 doların kazanıldığı ve ülkemizde şu ana kadar gora'nın ulaştığı maksimum 4 milyon seyirci sayısına ulaşabilmek için, 1 milyon dolar ve üstü ücret alabilecek hangi oyuncularla çalışacağız? Bu oyuncuları hangi güç ikna edecek? diyelim ikna ettik o zaman bu 5 milyon dolarlık bütçe ne oldu? (Burada önerim, sevgili karnas'ın senaryosunu bu ciddi havadan cem yılmaz'ın başrolünü oynayacağı bir komedi filmine çevirmektir.)

3) 1 milyon doları bizden buldun diyelim geri kalan 4 milyon doları kim verecek? Sen mi vereceksin? Bu parayı senin koyamayacağın ortada, hadi benim gibi işbilir bir sayesinde Eurimajdan 200 bin euro aldık, kültür bakanlığı da helalinden bir 200 bin ytl verdi. Birde tv satışı yaptık yine işbilir bir kişi tarafından kanal d ye 150 -200 bin dolara verdik. benim hesabımda hala bu 5 milyon tamamlanmadı.

Sonuç:
Dolayısıyla kanaatim, senin gerçekten böyle hayaller kurucak derece sıkıntıda olman.
Yazdığın film hikayeni de okudum... Bütün popüler amerikan filmlerinin (öykünme karakter isimleriyle özellikle kuşçu yusuf, tarkan) kolajlandığı, süslü sahnelerin arkasına saklanan ama sinema tarihi açısından değer taşıyacağına inanmadığım karakter derinliklerinden yoksun, süslü sahneler arkasına saklanmış alelade bir film hissi uyandırmıştırdır bende. Aksiyon olsun da her şey yer gibi bir mantık taşıdığı hissimi mazur gör.

Böyle bir öykü yazan birinin ise Eğreti Gelin filmine yapmış olduğu aşağılayıcı atıfları da hiç beğenmedim. Film çok başarısız olabilir, ama senaryonun taşıdığı önerme ve anafikir çevresinde kesinlikle özgündür.
Oysa senin fikrini okuduğumda, bu film çekilecek olsa ikinci bir DÜNAYAYI KURTARAN ADAM faciyasıyla karşı karşıya kalacağız demekten kendimi alamıyorum.

TAMAM İŞ HAYAL SATMAK ama onun bile bir ölçüsü var. Trantino ve R.Rodrigez gibi bir çok örnekte olduğu gibi, her sinemacı önce hayallerini gerçekleştirilebilecek ölçeklerde tasarlayıp, büyük uçuşlardan kaçınarak yola çıkmışlardır. Terminatör'ün Truva'nın, Yüzüklerin Efendisi'nin hayallerini kuran milyonlarca çocuk, üzgünüm ama bunlara benzer bir çok hayali kahraman ve olaylarla dolu oyunlarla parklarda oynamaktadır.
Senin bu 5 milyon dolarlık fikrinin çocukların oyun anlayışından ne farkı kaldı şimdi?

Kanımca romanlar yazmaktasın, kalem sınırlarında herşey mübahtır. Tebrik ederim bir romanda yayınlamayı başarmışsın, ama bu yolla sinema dünyasına kafadan ve büyük bir giriş yapabileceğin düşüncesini çıkarmalısın.

Bunun yerine en kolay yolla yapılabilecek, fakat en özgün ve en güçlü anlatımı sağlayabilecek senaryoları yazmayı denemeni tavsiye ederim. Belki O zaman peşinde sürükleyebileceğin, sana inanmış, 500 tane kendisini enayi gibi hissebilecek insan yerine, sonuna kadar arkanda olacak gerçek destekçiler bulacağını düşünüyorum.
Bütün bu sitedeki arkadaşlara tavsiyem, arkadaşımız sanırım çok zor durumda, onu maddi sıkıntılarından kurtarabileceğimiz bir yol düşünelim... hemen herkes kendisinin elinden bir kaç romanını satın almaya başlaya bilir, mesela:)
Sevgiler.

mustafakarnas dedi ki...

Bu yorumu yeni gördüm. Şaşırdım doğrusu. Siz nasıl bir insansınız? Kimsiniz? Adınız nedir ? Senarist misiniz? Bana neden saldırdığınızı anlayamadım ? Ne demek istiyorsunuz ? Ben kim olduğumu geçmişte ve bugünde neler yaptığımı yazılarımda her defasında açıkça belirttim. Ben Mustafa Karnas'ım 20 yıllık araştırmacı-gazeteciyim ve bugüne kadar Avusturya'da ve Türkiye'de gazeteler ve dergiler yayınladım. 1993 yılında Avusturya Kültür Bakanlığına 'Brennende Strassen 'isimli bir senaryo çalışması yaptım. Bir senaryom filma-cass'ta. satın aldılar. geçen yıl Özen filme Hasan dabbah'ı hem yazdım hem çektim. İki yayınlanmış romanım ve yakında yayınlanacak beş tane daha kitabım var. 43 yaşındayım iki yabancı dil biliyorum. Türk televizyonlarında senarist ve yazarların nasıl süründürüldüğünü gördüm. Onlar için üzüldüm. Onlara ÇÖP senaryola yazdırıp ücretlerini ödemeyen YAPIMCILARA tepkimi gösterdim. Bana bu şekilde YAZ-GETİR diyen onlarca YAPIMCI müsveddesini red ettim. 10 tahe hazır senaryom var. Türkü filmi, Sırlara Yolculuk gibi düşük seviyeli projeleri yazmadığım, red ettiğim, çakal yapımcılarla çalışmadığım ve TV'lere ÇÖP projeler üretmediğim ve TUTARLI durduğum için KİMLİĞİNİ GİZLEYEN bir arkdaş tarafından suçlanıyorum. Tuhaf doğrusu.
Bunlar benim kim olduğumu gösteriyor. BEN KİM DEĞİLİM ?
Ben senaryo esnafı değilim 300-500 lira karşılığı itilip kakılan biri değilim. Ben büyük iddialar ile yüzbilerce dolar harcayıp YANLIŞ ÖYKÜLERE film çeken ve batan projelerin içinde değilim. Benim iddiam şu; Şu anda bir şeyler üreten ama ürettikleri hep zarar eden senarist,yönetmen ve yapımcı üçgeninin hala Türk sinema ve Tv seyircisi profilini çözemediğidir. Ama ben çözdüm. Ben orjinal ve iş yapacak projeler üretiyorum. Ve projelerim anlayanlara açıktır.
Bu yıl vizyona giren 25 Türk filmi büyük zararlarla battı. Ben daha o filmler vizyona girmeden aylar önce onların batacaklarını nedenleri ile birlikte bu siteye yazmıştım.
AYRICA Mustafa Karnas ta siz ve diğer arkadaşlar gibi proje yapmak ve para kazanmayı hedeflemektedir. Ama amacım kimseye zarar vermekı değildir. Ben ortadayım. Bana saldırma cüretinde bulunan SİZ neredesiniz ? Teessüf ederim Adınızı verin de hangi batak projenin içinde bulunan biri olduğunuzu görelim.

cc Infopage dedi ki...

Hello,

I am searching around for fresh information
for my cc Infopage.
This website contains 30,000 Information Pages about all kind of subjects.

I just wanted to let you know that I read your blog. I hope you enjoy "Blogging" as much as I do.

I wish you all the luck I can, keep the good work going!

Kind regards,
Jos
http://www.infopage.cc

Today's Tip: Visit cc Infopage about google