Salı

SENARİST VE YÖNETMEN ÇAĞAN IRMAK "RADİKAL" BİR ELEŞTİRİYE YANIT VERDİ!



Geçen hafta Radikal Cumartesi'ekinde yer alan Çemberimde Gül Oya ' 'eleştirisine' dizinin senarist ve yönetmeni Çağan Irmak yanıt verdi.Virgülüne dokunmadan yayımlıyoruz


***

Gaseteci Yazar Hakan Gülseven'e...
Çağan Bey ......... Çağan Bey! nidalarıyla, eline beline koymuş, dedikoducu bir mahalle esnafı ağzıyla yazılmış, espirili ve komik olduğu düşünülmüş eleştirinizi, üzülerek okumuş bulunmaktayım.
Üzülmemin birinci nedeni, "Çemberimde Gül Oya" isimli diziye eleştiriniz değil, bu ülkede anlamını yitirmiş, değerini kaybetmiş ve içi boşalmış ya da boşaltılmış bazı değerlerle bir kez daha karşılaşmış olmamdır. Bu yüzden de, oluşan cevap hakkımı, hiç tarzım olmayan bir biçimde ilk defa kullanmak istiyorum.
Bir senaryo yazarken , karakterlerinize söylettiğiniz bazı cümleler, bir paradoks yaratmak ve dramatik çatışmayı güçlendirmek için yazılmıştır. Bu, onu senaryo yazarının da savunduğu anlamına gelmez. Bu kural, artık çocukların bile farkında olduğu son derece basit bir dramatik çatışma kuralıdır.
"Öldürmekten keyif alıyorum" diyen bir karakteri anlatan senaryo yazarının, seri katil ruhu taşıyan bir sapık olduğunu düşünmekle eş değer birşeydir bu. Bu durumda, benim devrimcileri bir hödük olarak gösterdiğime dair iddianız, beş dakikalık bir zappingle karar verilmiş düşüncesi doğuruyor bende. Kaldı ki, Bülent isimli bu devrimci karakterin, aslında ne denli zengin bir ruha sahip olduğunu geçen Mayıs'ta, stok olarak çektiğimiz beşinci bölümde göreceksiniz.
Ayrıca gerçek bir çatışma görmediğimi iddia etmişsiniz. Evet buna yaşım el vermedi maalesef. Bütün filmleri, 1800'lerde geçen yönetmen James Ivory'nin de 200 kadar yıldır yaşamış olmasını beklemektesiniz bu durumda. Sinema ya da dizi filmler, bazen görmediğinizi de anlatmaktadır. Aşkla ilgili verdiğiniz talihsiz örnek ise, 68'li ruhla 78'li ruhun aşka ve ilişkilere bakışını aynı görebilecek denli bir bilgi eksikliğinden kaynaklanmakta.
Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, Füruzan'ın dev başyapıtı 47'lileri ve İnci Aral'ın hemen hemen tüm yapıtlarını okumanızı öneririm. Bu romanlarda, solun anlamını kavramayan ya da yanlış kavrayan karakterlerin de dramatik çatışmayı güçlendirmek için varolduğunu göreceksiniz.
Dizinin anlatım biçimini eleştirmeyi lütfedip "sizin Yeşim Tabak"a bırakmışsınız. Ne hoş! En azından bu konuda takdirimi kazandınız. Çünkü Çemberimde Gül Oya'da kurmaya çalıştığım estetik dünyayı, 80 öncesi ruhun ve ilerleyen bölümlerde 80 sonrası kaosun insan piskolojisi üzerindeki etkilerini anlatmaya çalışan, biçimci arayışı zaten anlayamayacağınızdan eminim. "Ben filancanın dizisini eleştirmeyeyim, başrol oyuncusunu seven kızlaar üzülür" tarzındaki zavallı bir söylem biçimi de bunun bir göstergesi.
Çemberimde Gül Oya, 39 bölüm sürecek, uzun soluklu bir dizi filmdir. Eğer izlerseniz hikayeyi ne şekilde noktalayacağımı da göreceksiniz. Hangi tarafta olduğumu ve neyi anlatmaya çalıştığımı da, hemen ilk bölümlerde slogan atarak ve seyircinin gözüne sokarak ortaya koymadığım için üzgünüm. Bu herşeyden önce, sinemacı kimliğime uyan bir anlatım biçimi deği. Seyirciden gelen yoğun sevgi belirtisi de uzun bir hikayeyi dinlemek isteyen bir grubun varlığının habercisidir.
Artık ülkemizde, en ciddi tartışmaların bile maalesef basit televizyon şovları olduğu bu günlerde, tamamı devlet tiyatrosu ve yeşilçam oyuncularından oluşan, hiçbir medyatik ismi kullanmayan Çemberimde Gül Oya'nın bu denli sevilmesinin belki de tek nedeni, sizin farkında olmadığınız bu incelik ve söyleme biçiminden kaynaklanmaktadır.
Eğer siz de 80 sonrası sistemli bir şekilde apolitikleştirilmiş ve şaşkına çevrilmiş bir çok insandan biri iseniz, bu yazım için şimdiden özür dilerim.
Saygılarımla, Çağan IRMAK
Yönetmen-Senarist



--------------------------------------------------------------------------------


Söz konusu yazı "(Çemberimde Gül Oya'nın) senaryosunu yazan ve diziyi yöneten Çağan Irmak anlaşılan hayatında ne çatışma, ne de devrimci görmüş. Dizinin çatışma sahneleri bizim mahalledeki çocukların çelik çomak oyununa benziyordu. En fazla, 'Al sana, al sana' hali... Hadi bunu bir yol geçelim... Esas mesele, Çağan Bey'in devrimcileri odun olarak görüyor olmasında. Dizide öyle bir 'devrimci' karakteri var ki, âşık olmayı 'davaya ihanet' sayıyor. Ve Çağan Bey, dizimizin kahramanına bir 'sevgi emek ister' nutuğu attırıyor ki, anam anam...
Şurası net; bizim memlekette çekilen her 'dönem filmi' ya da şekilde görüldüğü üzere 'dönem dizisi', devrimcileri alenen hödük olarak göstermeyi marifet bellemiş. Bununla kalmıyorlar, bir de 'kahraman'ları üzerinden 'sevgi emek ister' ahkâmı kesiyorlar ya, işte o zaman iyice canım sıkılıyor. Bir nevi, Militana Aşk Notları!
Televolelerde hep izleriz ya, "Falanca 'sanatçı', filanca 'petrolcü' sevgilisiyle 'aşk yaşıyor' son üç aydır," diye, tabii ortamda öyle bir 'aşk'tan söz edilemez de, bir dönem aranmış, taranmış, kaçmış, cezaevi yatmış bir sürü devrimci, o hengâme içinde nasıl evlenip çoluk-çocuk sahibi oldu, buna bir izahat getirebilir misiniz? Ben tanıdıklarımdan dinlerim hep, o çetin günlerde yüreklerinin birileri için nasıl pır-pır attığını. Utangaç utangaç buluştuklarını. Sonra, ODTÜ'de nesilden nesile anlatırlar, Deniz Gezmiş'in yurtlar bölgesine gidip âşık olduğu kızın penceresinin altında nasıl 'serenat' yaptığını..."

1 yorum:

nil dedi ki...

yaa nie bu dizi dewam etmedi yaa ayııp ayreten mehmet ali nuroğlunun hasstasıyım özge özberkle acayip ii ikililerdi yaani